Hazirane 9, 2009 - hayta hayatım...
"içimin kırığını yalan sevdalarda ararken, gerçek seveni kaybettim..."
doğduğum günü hatırlamıyorum doğduğumda neden ağladığımı da hayat benim için evi yakmamla başladı küçük gardolabı ateşe verirken elimde küçük kibrit çöpüyle büyük umutlar taşıyordum zihnimde az büyüdüm sonra okul çağına geldim siyah önlüğüm hergün ütülü birincilikle bitirdim ilk girdiğim okulu karnelerimi önlüğün içine saklayarak nazardan korundum yıllarca annem hala saklıyor nedense... orta okula başladım sonra ilk giydirdiklerinde lacivert ceketi otobüs şoförü olacağım zannettim egoya sonra dik yamacı tırmandım senelerce gelip geçen otobüs gürültüleri eşliğinde çocukca aşık hala güzel olan bir kıza... az daha büyümüştüm ya babam otobüslerle ahbap olmamı sağladı şehrin göbeğindeki liseye her sabah altı otuz da kalkan babamla yaşıtla otobüslere binerek gittim ne zaman mezun oldum diye sorarsanız gençlik parkı sıkıcı gelmeye bir vakit... çok fazla uğraşmadım üniversite için ilk yılımda adanaya gitti tekniker olmaya üçüncü ayında komünist adayı oldum altıncı ayında bölücülükten yargılandım yirmi dört ay sonra nedendir bilmem lafta mezun arada da bir kızı sevmiş oldum... sanırım az geldiğinden bir fakülte de okumam gerekti bastım gittim sakarya ya depremle yıkılmış bir şehirde yıllarca okumaya çalıştım bitirmeye yakın iş güç sahibi olmam gerekti aptalca bir sınav sonrası devletin salak memuru oldum... başka bir şehir başka bir hayat fazla duramıyordum bir şehirde ya bu şehre de gitmek için geldim daha dördüncü ayımda şehrin en büyük ilçesine sürgüne gittim iki ay beynimi delen bir sesle yaşadım az kaldı derken başka bir dünya da buldum kendimi işten başını almayan bir müdürle onun himayesi altındaki şefle çalıştım küçük kara kız o zaman aklıma girmeye başlıyordu yerli yersiz ağlamasıyla... ikimizde seviyorduk o onu terkeden itin birini bense büyümeye yakın ilk gördüğümü o unutmaya başlıyordu bense onu sevmeye takıntılıydım ya çocukluğumdan evi yakan küçük çocuktum ya yaktım geçmişi kendimce ufacık bir kıza çıkarsızca sevdirdim kendimi o kadar sevdi ki kendini unuttu umarsızca... elini ilk kez pazar yerinde tuttum yediği künefenin tadı ağzındayken bu kız beni seviyor diye düşünürken o çoktan gönlünü vermişti yıllar yılları kovalarken önce içmeye başladım bir aileyi kurtarayım derken sonra kağıtlara sarıldım bana şans gülecek diyerekten önce benim olmayan ilk kızı kaybettim arkasından emeğini çok geçmeden de sağlığımı... geçmişe dönüyordu zihnim önce hapis oluyordum küçük hücrede arkasından ormanlarla kaplanıyordu yeryüzü aklım gelgitlerle boğuşurken gerçeği kaybediyordum habersiz çocukluk aklımla evi yakmaya kalkarken evsiz kaldım aniden intihar bile edemiyordum oniki başarısız denemeden sonra yavaş yavaş anlıyordum... herkes anlıyordu çevremde deliriyordum sessizce küçük kız ise hala ağlıyordu babasından izin alamamasının acısıyla seviyordum hiçbirşeyi sevmediğim kadar ama çocukluğumdan takıntılı ben aldatıyordum onu hiç görmediği şerefsizin biriyle hayatımın en büyük kaybını yaşayacağımı bilmeden... çok geçmeden yine ölümü beklerken saçımın arasındaki elleriyle uyandım hastaneyi yıkmaya kalkan ben sakinleşiyordum her dokunuşuyla yataktan dikilsem ayağa yeni bir hayata onunla başlamak için adım atacaktım belediye binasına olmadı bir kaç gün sonra yeni bir tedavi başlıyordu yine başka bir şehirde... yirmi sekiz gün bağımlılarla beraber bağımlılıklarımdan kurtulmak için tedavi gördüm bir rum hastanesinde herşeyden kurtuluyordum ailem yıllar sonra yanımda hemşireler peşimde pervaneydi o kadar güzeldi ki ismimi veren adam her daim yanımdaydı... iyileşiyordum sevdiğim kız gözümün önünde anam babam arkamda duruyordu evlenmeliydim artık yeni bir hayata başlıyordum madem herşey değişmeliydi küçük bir ev tuttum şehrin en kuytu yerinde kimsenin varmak istemediği bir nokta da sabah işe gitmek istersem babam bırakıyordu gelinini görmek bahanesiyle en çok babam biliyordu... bir kaç gün sonra gün aldım evlenmek için arkasından babasına gittim küçük kara kızın yıllardır bekliyordu ya beni ve herşeyden çok istiyordu ya olacak mutlaka dedim önce meshebim önüme çıktı aşarım derken kendimce koca bir duvar olan geçmişim izledi hayallerimin yıkılışını küçük camlı odanın kapı aralığında gördüm gözlerimde... evet kumarbazdım evet namussuzdum hayatla son eli kazanacağımı sanarak oynarken kaybediyordum gözlerinin merceği beyazında kaybolurken sevdiğim kızı kaybediyordum önce sallamadım o beni terkedemezdi ya o beni çok seviyordu ya o bensiz bir hiçti ya... farkettim ki hiç olan ben bedenimi taşıyamayan ayaklarımla bi çare kalmışım bu şehirde şimdi iki çare var önümde ya gerekçesiz bir yıkım ya da gerekçeli bir sürgün... hayat hayta hayatım tüm acıları sığdırdı da içime bir onun yokluğunun acısını kaldıramadı...
"içimin kırığını yalan sevdalarda ararken, gerçek seveni kaybettim..."
|
|
Yorum yaz!
|
2009-07-01 14:15:18 - ben bir hiçim artık |
| Yazan: gokguzu6 |
| Ben de içimin kırıklıklarını,beklentilerini gerçek olmayan sözlerimi başkasına yazmaktan en sevdiğimi kaybettim.Şimdi yanyana gözüksekte ayrıyız.Hayatımı kendim bitirdim.İntihar ödül olur bana,hergün ölmek,sonumu bilmemek kahredici.Çok güzel yazmışsın,tebrik ederim. |
| Bağlantı |
|
Hakkımda
yalnızlığını dizelere vuran delinin tekiyim belki de... belki kızılırmakta akan bir su tanesiyim gecenin karanlığında... öksüz bir çocuğum yetimhane de... suskun ve mapusum yoksunluğa...sevmeyi beceremeyenim... yoklukların yıkamadığı garibanım... şarapçıyım köşe başında yüreğinizin... esmer küçük çocuğum... ankara kadar kapkarayım... dorukates@hotmail.com
Kategoriler
Arkadaşlarım
gokcesair kahkaha arzumeyp yalinca doganca Blogcu Yardım fatoscb vtp emins grafikdunyasi huseyinkekic birseyvar necmettindavulcu koookle darkbufu neolducan devrimler omrumsana bilimhaberleri turkanzeybek gsligirl lebriz benmeral gonulsofrasi yanimdaolacaktin djtugbavelet webtc gokguzu6 kayseriliibrahim huzuncicegimmm eftelja laremmm oycaptainmycaptain
|